3 Temmuz 2020 - Hala YIKILMADIK
Bugün Fenerbahçeli dostlarla yürüdük yolda; sohbet ettik biraz. Malum 3 Temmuz. Sportif başarılar üzerinden 'hala neden Fenerbahçe' diye soranlarda oldu, ilk günkü dik duruşla gerçeklerin üstüne basa basa anlatan da oldu.
Biz şike yapmadık. İlk gün söylediğimiz gibi...Çünkü biz o Antep maçında oradaydık!
Peki kim yaptı?
Malum tayfalar el birliği ile yaptı ve en çok yaygarayı da onlar yaptı ki buna yansıtma psikolojisi deniyor. Veya atalarımızın dediği gibi:
'Kişi kendinden bilir işi'.
Bize yapılan kumpasın davasında gizli tanık olan bir kişinin itirafları sadece Fenerbahçe'nin resmi sitesinde ve sosyal medyada kalan bir avuç hesabın sayfalarında vardı bugün. Ben burada görülen sanıklarla bu kumpasın kurulduğu toplantılara katıldım; tutuklanacak insanların itibarları ve özgürlükleri iade edilsin diye nasıl para vereceklerini, nasıl sisteme dahil edileceklerini ve nasıl sistemin piyonu olacaklarının planlamasını dinledim diyor ve anlatıyor da anlatıyor.
Ne üzücü ki sözde şike davasındaki gazetelerde çarşaf çarsaf yer bulan, yanan toplarla son dakika verilen hiç bir iddia bu kadar temelli ve makul değildi. Keza onlarda duruşmalarda çökertildi veya maksatlı, montaj iftiralar olduğu yine bu duruşmalarda itiraflarla ve bilirkişi raporları ile ortaya çıktı. Ama o gerçekler bile basında yer bulmadı. Zalim basın bunu yazın:
Hala adalet bekliyoruz. Onurumuzu, hakkımızı, itibarımızı ve tabi ki kaybettirilen paralarımızı istiyoruz.
Peki tüm bu güreş sırasında gerçek şike kendi kendini ortaya atmıyor mu? Atıyor elbet. Ama daha buradaki kör göze parmek sokan itiraf ve kumpaslara ceza kesemeyen sistem, nasıl olacak da son 6 ayda aynı camia ile ilgili ortaya atılan üçüncü şike iddiasının üzerine eğilecek, peşine düşecek.
Ferah Işık. Denizli'de çıkan yerel bir gazetede 2006 yılında da Denizlispor başkanı olan Ali İpek hakkında bir yazı kaleme almış. Yazı aslında Ali İpek'in kötü bir insan olmadığını anlatıyor. Ali bey o kadar iyi bir insan ki yazının bir yerinde "Ali İpek, Galatasaray'dan gelen şampiyonluk primini cebine atmadı, oyuncu ve teknik heyete dağıttı" diyerek güzelleme yapılıyor.
"Ahh yavrum! Ali'min hakkını yemişler" mi demeliyiz? Peki ya Fenerbahçe neresinde kalacak bu hikayenin. Appiah'ın, Tuncay'ın o yıkıldığı sahneleri hayatımızın karelerinden çıkaracak mıyız? Bu kadar mı kolay bu işler. Ahlak bu kadar mı kısa bir cümle. Yuh ki ne yuh!!
Biz yaşadığımız, Fenerbahçe var olduğu sürece, elimizdeki haklı davamız bu adaletsizliğin ve kumpasların peşinden koşacağız. Belki yorulacağız ama konu Fenerbahçe olduğu sürece elbet kovalayan bulunur. Kaçan düşünsün!!!

Yorumlar
Yorum Gönder